Meme Kanseri Türleri
Meme kanseri tedavi yaklaşımının tek tip olmadığı bir hastalıktır. Tedavi yaklaşımı hastalığın evresi ile birlikte kanserin moleküler ve histolojik yapısı ile reseptör durumuna göre şekillenir. Patoloji raporunda yer alan bu alt tipler, cerrahinin zamanlaması ve türünü planlamadan sistemik tedavi (kemoterapi, akıllı ilaç, hormonoterapi) seçimine kadar tedavi kararlarının alınmasını etkiler.
Meme kanseri türleri klinik olarak iki temel eksende sınıflandırılır: Anatomik Sınıfı ve Moleküler Yapısı.
Anatomik Sınıflandırma
Kanser hücreleri memedeki süt üreten bezlerde (lobüller) veya sütü meme başına taşıyan kanallarda (duktuslar) başlayabilir. Bu hücrelerin çevre dokularla kurduğu ilişki, kanserin yayılım karakterini belirler.
1. İnvaziv Olmayan (İn Situ) Meme Kanserleri (Erken Evre)
"İn situ", kelime anlamı olarak "yerinde kalmış, sınırları aşmamış" demektir. Bu gruptaki kanser hücreleri, oluştukları kanal veya bez yapısının dışına çıkmamıştır; çevre dokulara veya vücudun diğer bölgelerine yayılma (metastaz) yeteneği yoktur.
Duktal Karsinoma İn Situ (DCIS): Kanser hücrelerinin sadece süt kanallarının (duktus) içinde sınırlı kaldığı durumdur.
Lobüler Karsinoma İn Situ (LCIS): Süt bezlerinin (lobül) içinde gelişen hücre düzensizliğidir. Teknik olarak gerçek bir kanserden ziyade, ileride her iki memede de invaziv kanser gelişme riskinin arttığını gösteren güçlü bir biyolojik işarettir.
2. İnvaziv (Yayılımcı) Meme Kanserleri
Kanser hücrelerinin oluştukları kanal veya bez sınırlarını (bazal membranı) aşarak çevre meme dokusuna, yağ dokusuna ve potansiyel olarak lenf kanallarına ilerlediği tiplerdir.
İnvaziv Duktal Karsinom (IDK): Süt kanallarından başlayıp süt kanallarının dışına yayılan kanserdir.
İnvaziv Lobüler Karsinom (ILK): Süt üreten bezlerden (lobüllerden) köken alır. Doku içinde daha dağınık bir büyüme eğilimi gösterebilir. Duruma göre ultrason veya meme MR’ı gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir.
3. Nadir Görülen İnvaziv Tipler
İnflamatuar Meme Kanseri: Meme kanserinin en hızlı seyreden formudur. Genellikle kitle belirtisi vermez. Memede kızarıklık, ödem, sıcaklık artışı ve portakal kabuğu görünümüyle seyreder. Memenin iltihabi hastalıkları ile karıştırılabilir.
Meme Başının Paget Hastalığı: Meme ucu ve areola’da egzama benzeri kabuklanma, kızarıklık, kaşıntı ve iyileşmeyen yaralarla kendini gösteren nadir bir türdür.
Filloides Tümörler: Meme kanalları yerine, memenin bağ ve destek dokusundan (stroma) gelişen tümörlerdir. Büyük çoğunluğu iyi huylu olmakla birlikte, kötü huylu (malign) formları da mevcuttur.
Biyolojik ve Moleküler Sınıflandırma
Kanseri anatomik özelliklere göre sınıflandırsak da kanserin tedaviye nasıl yanıt vereceğini belirleyen unsur biyolojik ve moleküler yapısıdır. Biyopsi veya ameliyat materyalinden yapılan patolojik incelemelerde hücre yüzeyindeki üç ana yapı incelenir: Östrojen Reseptörü (ER), Progesteron Reseptörü (PR) ve HER2 Proteini.
1. Hormon Reseptör Pozitif Meme Kanserleri (Lüminal Tipler)
Bu kanser türünde hücrelerin yüzeyinde östrojen ve/veya progesteron hormonlarını yakalayan reseptörler bulunur; yani tümör büyümesi vücudun doğal hormonlarından beslenir.
Genellikle daha yavaş ve kontrollü seyretme eğilimindedirler. Cerrahi ile birlikte vücuttaki hormonların daha iyi yönetilmesini sağlayan çeşitli tedaviler (hormon ilaçları/akıllı baskılayıcılar) bu tür kanserlerde kullanılabilir.
2. HER2 Pozitif (+) Meme Kanserleri
Kanser hücrelerinin yüzeyinde hücre büyümesini ve bölünmesini agresif bir şekilde tetikleyen HER2 (Human Epidermal Growth Factor Receptor 2) adı verilen bir proteinin aşırı miktarda bulunması durumudur. Hormon reseptörleri pozitif veya negatif olabilir.
Geçmişte daha agresif görülen bu tip, geliştirilen "akıllı ilaçlar" (monoklonal antikorlar ve hedefe yönelik tedaviler) sayesinde tedavi başarısı ve klinik kontrol oranı en yüksek gruplardan biri haline gelmiştir.
3. Triple Negatif (Üçlü Negatif) Meme Kanseri
Kanser hücrelerinin yüzeyinde östrojen reseptörü, progesteron reseptörü ve HER2 proteininin hiçbirinin bulunmadığı alt tiptir.
Hormonlara veya HER2'ye duyarlı reseptörler olmadığı için hedefe yönelik ilaçlar kullanılamaz. Ancak hücresel bölünme hızları yüksek olduğundan, kemoterapi ajanlarına ve yeni nesil immünoterapilere karşı son derece duyarlıdırlar.